
Bir çocuk için tasarım çoğu zaman sadece güzel bir resim yapmak değildir. Tasarım, düşünmeyi, fark etmeyi, ilişki kurmayı ve kendini anlatmayı öğrenmenin en doğal yollarından biridir. Özellikle küçük yaşlarda yapılan renk denemeleri, kolaj çalışmaları ve nesneleri dönüştürmeye dayalı üretimler, çocukların dünyayı yalnızca gördükleri gibi değil, hayal ettikleri gibi de yorumlayabilmelerini sağlar. Bir düğme bir gezegene, eski bir gazete parçası bir ormana, kullanılmayan bir kutu ise bambaşka bir hikâyenin kahramanına dönüşebilir. İşte tam da bu dönüşüm anı, yaratıcılığın başladığı yerdir.
Günümüzde çocukların karşısına çıkan dijital içerikler çoğu zaman hızlı tüketilen ve tek yönlü deneyimler sunuyor. Oysa tasarım odaklı üretim süreçleri çocukları izleyen konumundan çıkarıp üreten konumuna taşır. Bir çocuğun renk seçmesi, bir yüzeyi kesip biçmesi, farklı parçaları yan yana getirerek yeni anlamlar oluşturması, problem çözme, karar verme ve özgün düşünme becerilerini aynı anda geliştirir. Özellikle kolaj çalışmaları çocuklara kusursuz olmanın değil, denemenin ve keşfetmenin değerli olduğunu öğretir. Çünkü kolajın doğasında yeniden düşünmek, parçaları başka şekillerde bir araya getirmek ve alışılmışın dışına çıkmak vardır.
Uzmanlar özellikle erken yaşlarda yapılan sanat ve tasarım çalışmalarının çocukların bilişsel gelişimini desteklediğini vurguluyor. Renklerle çalışmak duygu farkındalığını artırırken, kesme-biçme ve yerleştirme gibi süreçler ince motor becerilerini geliştiriyor. En önemlisi ise çocuklar yaptıkları çalışmalar aracılığıyla kendilerini anlatmayı öğreniyorlar. Her çocuğun dünyayı algılayış biçimi farklıdır, tasarım çalışmaları da bu farklılıkların görünür olmasına olanak sağlar. Bu nedenle tasarım eğitimi yalnızca geleceğin sanatçılarını yetiştirmek için değil, özgüveni yüksek, yaratıcı düşünebilen ve kendini ifade edebilen bireyler yetiştirmek için de son derece önemlidir.
Sanat ve tasarım tarihinde bunun çok güçlü örnekleri bulunur. Dünyaca ünlü ressam ve tasarımcıların büyük kısmı çocukluk dönemlerinden itibaren çevrelerindeki nesneleri dönüştürmeye ilgi duymuştur. Örneğin Pablo Picasso, çocukların yaratıcılığına duyduğu hayranlığı “Her çocuk bir sanatçıdır.” sözüyle anlatırken, küçük yaşlardan itibaren çizimle iç içe büyümüştür. Henri Matisse ise özellikle renklerin duygu üzerindeki etkisini araştırmış ve kesme-kolaj teknikleriyle sanat tarihinde yeni bir kapı açmıştır. Günümüzde grafik tasarım ve görsel kültür alanında büyük etki yaratan Stefan Sagmeister de çocukluk döneminde başlayan görsel merakın üretim hayatını nasıl şekillendirdiğini anlatan isimlerden biridir.
Türkiye’de de küçük yaşlardan itibaren görsel anlatım biçimlerine ilgi duyan sanatçılar ve tasarımcılar vardır. Bedri Rahmi Eyüboğlu, Anadolu’nun gündelik yaşamından ve sıradan nesnelerinden ilham alarak sanat üretmiş, renkleri ve desenleri çocukça bir merakla yeniden yorumlamıştır. Bülent Erkmen ise grafik tasarımın yalnızca estetik değil aynı zamanda düşünsel bir üretim alanı olduğunu gösteren önemli isimlerden biri olmuştur. Günümüzün en etkili dijital sanatçılarından Refik Anadol ise veriyi, yapay zekâyı ve mimariyi birleştirerek tasarımın sınırlarını tamamen yeniden tanımlayan işleriyle uluslararası alanda önemli bir yer edinmiştir. Bütün bu örnekler, çocuklukta başlayan görsel keşiflerin ilerleyen yıllarda güçlü bir ifade biçimine nasıl dönüşebileceğini bizlere göstermektedir.
Bu noktada, SETAP Atölyeleri yalnızca bir çocuk etkinliği olmanın ötesine geçmektedir. Yeditepe Üniversitesi’nin Ataşehir Belediyesi iş birliğiyle yürüttüğü bu atölyeler, çocukların teknolojiyle olan ilişkisini daha bilinçli ve üretim odaklı bir zemine taşımaktadır. Çünkü günümüz dünyasında teknolojiye tamamen uzak kalmak mümkün olmadığı gibi, teknolojiyi yalnızca tüketim amacıyla kullanmak da çocukların yaratıcılık süreçlerini sınırlayabilmektedir. İşte SETAP Atölyeleri, çocuklara ekran dışında da üretmenin, düşünmenin ve paylaşmanın mümkün olduğunu deneyimletiyor. Sanat, tasarım ve yaratıcılık temelli bu çalışmalar sayesinde çocuklar hem sosyal etkileşim kuruyor hem de kendi hayal güçlerini somut ürünlere dönüştürme fırsatı buluyor.
Bu projede Yeditepe Üniversitesi’nin aktif rol üstlenmesi de önemli bir bakış açısını ortaya koyuyor. Üniversiteler yalnızca akademik bilgi üreten kurumlar değil, aynı zamanda toplumsal gelişime katkı sağlayan sosyal yapılardır. Özellikle çocukların yaratıcı gelişimini destekleyen projeler, üniversitelerin bilgi ve deneyimlerini toplumla paylaşmasının güçlü örneklerinden biri haline geliyor. SETAP kapsamında gerçekleştirilen atölyeler, üniversite ile toplum arasında doğrudan bir bağ kurulmasını sağlarken, çocukların erken yaşta sanat, tasarım ve yaratıcı düşünmeyle tanışmalarına katkıda bulunuyor.
Aynı zamanda bu süreç, Yeditepe Üniversitesi E-Ticaret Bölümü öğrencileri için de önemli bir deneyim alanı yaratıyor. Günümüzde e-ticaret yalnızca satış yapmaktan ibaret değil. Kullanıcı deneyimi, yaratıcı içerik üretimi, dijital iletişim, marka hikayesi oluşturma ve toplumsal fayda projeleri geliştirme gibi çok yönlü beceriler gerektiriyor. SETAP Atölyeleri’nde görev alan öğrenciler, çocuklarla iletişim kurmayı, sosyal sorumluluk projeleri yürütmeyi, yaratıcı etkinlik planlamayı ve dijital dünyanın dışında gerçek toplumsal ihtiyaçları gözlemlemeyi öğreniyorlar. Bu deneyim, gelecekte marka yönetimi, dijital pazarlama ve kullanıcı odaklı projeler geliştirecek öğrenciler için oldukça değerli bir sosyal farkındalık kazandırıyor.
Bu hafta düzenlenen “Sevgili Günlük Atölyesi: Kolaj, Renk ve Günlük Nesnelerle Kendini İfade Et” başlıklı etkinlik de tam olarak bu yaratıcı bakış açısını merkeze aldı. Yeditepe Üniversitesi Grafik Tasarım Bölümü Arş. Gör. Zeynep Sarı’nın yürütücülüğünde gerçekleşen atölye, 13 Mayıs 2026 Çarşamba günü Ferhatpaşa Ataevi SHM’de yapıldı. Bu atölyede çocuklar, kolaj sanatının ne olduğunu keşfettiler, renklerin duygular üzerindeki etkisini deneyimlediler ve günlük yaşamda karşılaştıkları nesneleri yeniden yorumlayarak kendi görsel anlatılarını oluşturdular. E-Ticaret bölümü öğrenci ağabey ve ablalarıyla birlikte her çocuk kendi görsel günlüğünü keyifle ve eğlenerek tasarladı.
Kimbilir, bugün belki bir çocuğun yaptığı küçük bir kolaj çalışması, ileride büyük bir yaratıcı yolculuğun ilk adımı olacak. Çünkü yaratıcılık çoğu zaman tam da böyle başlar: Bir çocuğun sıradan görünen bir nesneye farklı gözlerle bakabilmesiyle…