Ortaokul çağındaki çocukların ekran kullanım alışkanlıklarını anlamak, yalnızca evde yapılan gözlemlerle sınırlı kalmamalıdır. Çünkü çocuklar bazı davranışlarını ev ortamında göstermeyebilir ya da okuldayken çok farklı tepkiler verebilir. Bu nedenle ekran kullanımının çocuklar üzerindeki gerçek etkilerini anlayabilmek için öğretmenlerle kurulacak iletişim büyük bir önem taşır.
Çocuklar günün önemli bir bölümünü okulda geçirir. Bu da ekran süresinin olası olumsuz etkilerinin çoğu zaman ilk olarak sınıf ortamında fark edilmesine neden olur. Özellikle ortaokul döneminde aşırı ekran kullanımı, derste dikkat dağınıklığı, ödevlere karşı isteksizlik, sosyal ilişkilerde zayıflama, içe kapanma ya da ani akademik düşüşler gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Öğretmenler, bu değişimleri erken fark edebilen ve süreci en yakından gözlemleyen kişiler arasında yer alır.
Öğretmenlerle düzenli iletişim kurmak, ebeveynler için yol gösterici olabilir. Çünkü öğretmenler çocuğun gün içindeki odaklanma düzeyini, arkadaşlarıyla olan ilişkilerini, derslere karşı motivasyonunu ve dijital cihazlara yönelik aşırı ilgisini doğal bir ortamda gözlemleme şansına sahiptir. Bu gözlemler, evde alınacak kararların daha tutarlı ve etkili olmasını sağlar.

Öğretmenle yapılacak görüşmelerin temelinde yasaklayıcı bir yaklaşım değil, denge kurmaya ve çocuğa rehberlik etmeye yönelik bir anlayış olmalıdır. Bu görüşmelerde çocuğun sınıf içindeki davranış değişimleri, derse katılımı, arkadaş ilişkilerindeki son durum ve öğretmenin ekran kullanımına dair fark ettiği noktalar konuşulabilir. Aynı zamanda ev ve okul işbirliği ile uygulanabilecek ortak yöntemler üzerinde durmak da süreci güçlendirir.
Öğretmenlerden alınan geri bildirimler, evde yapılacak düzenlemeler için önemli ipuçları sunar. Dikkat sorunları gözlemleniyorsa akşam saatlerindeki ekran süresi yeniden planlanabilir. Sosyal ilişkilerde zayıflama varsa ekransız aile etkinliklerine daha fazla yer verilebilir. Ders motivasyonu düşükse, ödev öncesi ve sonrası ekran kullanımı yeniden yapılandırılabilir. Böylece hem evde hem okulda çocuğu destekleyen uyumlu bir sistem kurulmuş olur.
Ekran bağımlılığıyla mücadele yalnızca ev içinde alınacak önlemlerle sınırlı değildir. Okuldan gelen gözlemler ve öğretmenlerin paylaştığı deneyimler, çocuğun ihtiyaçlarını daha doğru anlamaya, sorunları erken fark etmeye ve daha sağlıklı çözümler üretmeye yardımcı olur. Bu süreçte ebeveyn ve öğretmenin birlikte hareket etmesi, atılabilecek en güçlü adımlardan biridir.